|
BTC boru hattı, Hazar petrolünü Batı pazarlarına güvenli biçimde taşımakla kalmayacak, Türk Boğazları’ndaki tanker trafiğini azaltarak, seyir güvenliğine, çevrenin korunmasına ve İstanbul’un 12 milyonluk nüfusunun güvenliğine de katkıda bulunacaktır.
Ortadoğu’ da süregelen çatışma ortamı gelecekteki enerji arzının güvenliği konusunda kaygılara yol açmaktadır. Diğer bir kaygı ise dünyanın uluslararası piyasada alınıp satılan petrol ve doğalgaza bağlı olduğu ve dünyanın diğer bölgelerinde de petrol ve doğalgaz çıkarılıp işlenmemesi halinde petrol ve doğalgaz ithal eden bölgelerin sadece üç bölgeye: Batı Afrika, Rusya ve Basra Körfezine bağlı hale geleceğinden anlaşılmasıdır. Enerji tedarikinde güvenli geçiş yollarının sağlanması önemlidir. Bu açıdan da BTC boru hattının gerçekleştirilmesine yapılan yatırım dünya enerji güvenliğine önemli bir katkı sağlamıştır.
Hazar petrolünün Akdeniz’e, ve oradan da Batı dünyasına taşınmasını sağlayacak olan boru hattı Türkiye’nin “enerji koridoru” olma tasavvurunu gerçekleştirişte dev bir ilk adım. Bu boru hattıyla, tam kapasiteyle çalışılmaya başlandığında yılda 50 milyon ton (günde 1 milyon varil) Hazar petrolü Ceyhan terminaline ulaştırılabilecek.
BTC Projesi / Rüyası
6 pompa istasyonu ve bir liman tesisiyle birlikte Türkiye kısmı 1074 km (toplam uzunluğu 1774 km) ve dünya çapında bir proje olarak değerlendirilen BTC petrol boru hattı projesi 1990lı yılların başındanberi dü nya gündeminde olmakla beraber TPAO’nun da % 6,53 hisseye sahip olduğu bir konsorsiyumun (en büyük hisselerine % 30,10 ile BP’nin ve % 25 ile de Azerbaycan devlet şirketi SOCAR’ın sahip olduğu) yatırımı olan proje için ilk önemli adım ancak Kasım 1999’da İstanbul deklarasyonuyla ve hükümetler arası anlaşma ile atıldı. Anahtar Teslimi Müteahhitlik Anlaşması çerçevesinde BOTAŞ tarafından Temel Mühendislik çalışmaları2001 Mayısında tamamlanan projenin detay mühendislik çalışmaları (da 2002 Ağustosunda tamamlanarak 10 Eylül 2002’de arazi çalışmaları başlatılır. İlk aylar çeşitli nedenlerle çalışmalar programın gerisinde kalır. Ak Parti iş başına geldiğinde proje inşaatı henüz başlamış durumdadır. Coğrafya ve iklim şartları projenin özellikle kuzey doğu Anadolu’da kısımlarında problemler yaşanmasına sebep olur. Çevre dikkatinin ön plana çıkartılmış olduğu projede doğal hayatı rahatsız etmeme ve tarihi arkeolojik kalıntılar konusunda titiz olma kaygısı ve taşeron firmaların yeterince hazır bulunmayışları gecikme sebebi olarak ortaya çıkar. Programın gerisinde kalındığının tespit edilmiş olması üzerine, projeye Türkiye açısından bir prestij projesi olarak bakan sayın Bakan Güler 2003 başlarından itibaren neredeyse kriz yönetimi diye isimlendirilebilecek bir yönetim anlayışıyla olayı yakın takibe alır ve problemlere çözüm bulunması için risk alıcı bir tutum sergiler. Bu yakın takip ve ilgi sayesindedir ki projede problemler birer birer çözülür ve bu zor projenin zamanında denilebilecek bir takvim içerisinde tamamlanması mümkün hale gelir
Sayfa 3
|