|
*Enerji sektörünün özelleşmesiyle oluşturulmak istenen rekabetçi piyasada sosyal güvencenin ve arz güvenliğinin sağlanması konusunda ne gibi politikalar izlemeyi düşünüyorsunuz?
Büyük oranda ithalata bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle arz güvenliği, beraberinde kaynak çeşitlendirmesini de getirmektedir. Bu çerçevede, ithalatta kaynak ve ülke çeşitlendirmesine yönelik bir strateji izlemekteyiz. Tüketiciye kesintisiz, sürekli ve güvenilir enerji arzının sağlanması, yeterli ve doğru yatırımın zamanında gerçekleştirilmesi ile ilişkilidir. Yeni piyasa yapısı, enerji fiyatlarının tüketicilere dünya ile rekabet edilebilir seviyelerde yansımasının sağlanmasını ve piyasa faaliyeti ile doğrudan ilişkisi olmayan maliyet unsurları ile çapraz sübvansiyonların fiyatlara dahil edilmemesini öngörmektedir. Böylelikle rekabetçi ve şeffaf bir piyasa yapısı sağlanacak, çapraz sübvansiyon ve bunun sonucu olan haksız rekabet önlenerek yeni yatırımlara zemin hazırlanacaktır.
Hükümetimizin iş başına geldiği günden başlayarak uyguladığı enerji ile ilgili strateji ve politikaların sonuçları süratle alınmış; tüketicilerimizin bütçesine olumlu yönde yansımış, sanayicimizin rekabet gücünü artırarak iş dünyasının üretim ve ihracat programlarını olumlu yönde etkilemiştir.
Sektörde yürütmekte olduğumuz reform çalışmalarının, ekonomik verimliliğin iyileştirilmesi suretiyle maliyetlerin daha da azaltılması ve tüketiciye yansıyan fiyatların düşürülmesi yönünde olumlu katkılarını yakın dönemde görmeyi hedeflemekteyiz.
*Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak için öngördüğünüz önlemler nelerdir? Bu önlemleri kasım ayında yapılan Rusya’nın Türkiye ziyareti ve Bakü-Ceyhan Boru Hattı, Hazar Gaz Aktarımı Projesi gibi Türkiye’nin uluslar arası enerji ve enerji taşıma anlaşmaları bağlamında değerlendirebilir misiniz?
2003 yılı itibariyle birincil enerji talebinin ancak %28’i yerli kaynaklarla karşılanmıştır. Bu oranın 2010 yılında %29, 2020 yılındaysa %30’a ulaşması beklenmektedir. Bu çerçevede; yurtiçinde arama yatırımlarının artırılması, risk paylaşımı, bilgi teknolojisi ve yabancı sermayenin ülkemize transferi amacıyla kara alanlarının yanı sıra denizlerde de faaliyetlerde bulunmak üzere yabancı petrol şirketleriyle ortak petrol ve doğalgaz arama anlaşmaları yapılmaktadır.
Konunun uluslar arası boyutu gerçekten çok önemlidir. Bölgemizdeki enerji kaynaklarının harekete geçirilmesini sağlayacak yol, hiç şüphesiz ki, bölgesel işbirliğinin geliştirilmesidir. Zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan Kafkasya, Hazar ve Orta Asya bölgeleri, günümüz enerji sektörünün en çok konuşulan ve yatırım imkanları araştırılan öncelikli bölgeleri arasındadır. Bu bölgelerdeki yüksek enerji potansiyeli, çok önemli ticari projelerin de hayata geçirilmesini sağlamıştır. Mevcut projelerde bugüne değin kaydedilen aşamaların yarattığı güven verici ortam, bölgedeki yeni hidrokarbon sahalarının da geliştirilmesi için yatırımcılara cesaret vermektedir.
Türkiye, Doğu-Batı enerji koridoru kapsamında geliştirdiği BTC ham petrol boru hattı projesi, Azerbaycan (Şah deniz) Doğalgaz projesi ve Güney Avrupa Gaz Ringi projesi gibi projelerde aktif olarak yer alarak, bir yandan bölge ülkelerinin enerji kaynaklarını Avrupa ve dünya pazarlarına ulaştıracak ekonomik siyasi açıdan istikrarlı, güvenilir ve çevreye uyumlu çıkış güzergahlarına duydukları gereksinimleri karşılamayı, diğer yandan da kendi artan enerji ihtiyacının bir kısmını bu kaynaklardan sağlamayı ve arz güvenliğini geliştirmeyi hedeflemektedir.
Önümüzdeki dönemde yeni bir enerji köprüsü ve terminali olacak olan Türkiye, coğrafyasının da kendisine sağladığı avantaj ve uluslar arası enerji projeleri vasıtasıyla, Orta Asya Hazar hidrokarbon kaynaklarının dünya pazarlarına taşınmasında önemli bir rol oynayacaktır. Bu durum enerji sektörümüzü sadece Türkiye için değil, doğu ve batının buluştuğu komşu ülkeler için de kilit bir sektör konumuna getirmektedir.
*Uluslar arası enerji birliği oluşturmaya yönelik çalışmalarına Türkiye’nin de katıldığı Güney Doğu Avrupa Enerji Pazarı çalışmalarından Türkiye neler beklemektedir? Ne gibi ortaklıklar gerçekleştirmiştir?
8 Aralık 2003 tarihinde Yunanistan’da Türkiye’nin başkanlığında toplanan Bölge Bakanlar Toplantısında imzalanan Mutabakat Zaptı’na dayanarak bölge ülkeleriyle Avrupa Topluluğunun taraf olduğu uluslar arası bir antlaşma imzalanması ve böylelikle bir enerji topluluğu oluşturma çalışmaları sürdürülmektedir. Bu topluluğa üye ülkelerin elektrik, doğalgaz ve çevre konularında AB müktesebatına uyum sağlamaları ve anlaşmaya taraf ülkeler arasında elektrik ve doğalgaz ticaretinin kısıtlamaya tabi olmadan yapılması hedeflenmektedir.
Üyeliğimiz, ülkemizin AB ile entegrasyonu hedefleri doğrultusunda önemli bir adım niteliğindedir. Ülkemiz üzerinden Avrupa’ya doğalgaz nakli ve ülkemiz elektrik sisteminin Avrupa Elektrik Sistemi(UCTE) ile enterkoneksiyonu hususları açısından da büyük önem taşıyan bu süreçte etkin rol alınması ülkemizin enerji alanında bir terminal ve koridor ülke olma hedefine önemli bir katkı sağlayacaktır.
*Türkiye’nin 20 yıl içinde dünyada kullanımı %50 artacak olan enerjinin dünya genelinde dağıtım ve aktarımında bir enerji koridoru ve terminali olması için ne gibi faaliyetler gerçekleştiriyorsunuz?
Türkiye’nin jeopolitik konumu, tarihsel kimliği ve dünyanın dinamik enerji pazarlarından biri olması, ülkemizi bölgesel petrol politikaları, stratejileri ve planlarının odağı konumuna getirmektedir. Türkiye Doğu-Batı ülkeleri arasında ekonomik güç olarak anahtar görevini de üstlenmektedir. Dolayısıyla, ülkemizin bu kaynakların tüketiminde ve dünya pazarlarına taşınmasında kilit rol üstlenmesi kaçınılmazdır.
Türkiye’nin bölgede yürüttüğü enerji stratejisi karşılıklı işbirliğine dayanmaktadır. Bu işbirliği ile bölgede; istikrara, sürdürülebilir kalkınmaya ve sosyal refah düzeyinin artırılmasına imkan tanınması amaçlanmaktadır. Hedefimiz, petrol ve doğalgaz üretici ve tüketici ülke piyasalarının, en ekonomik ve en güvenilir bir şekilde birbirlerine kenetlenmesidir. Bu amaçla Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı(SCP) projeleri yürütülmektedir. Petrol fiyatlarının oluştuğu borsalardan ülkemize en yakın olanı İtalya’da bulunmaktadır. Bu nedenle orta vadeli hedeflerimiz arasında Ceyhan’da petrol fiyatlarının oluşacağı bir borsa kurulması bulunmaktadır. Bu projenin yaşam bulması Avrasya enerji borsasının gerçekleştirilmesi için en önemli adımı teşkil edecektir.
*Belirttiğiniz Doğu-Batı enerji politikalarının amaçları arasında hem Avrupa hem de Asya için vazgeçilmez olduğumuzu göstermek de var mı?
Ülkemizin, artan petrol ve doğal gaz ihtiyacı ile birlikte, Asya’daki enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşımasında enerji koridoru ve terminali rolünü üstlenmesi, uluslararası konumunun ve gücünün pekiştirilmesi açısından da önemli rol oynayacaktır.
*Kilit rol üstlenmemiz AB’ye giriş süreci yaşadığımız bu dönemde yapılan stratejik hareketlerden bir tanesi mi?
AB’nin uzun dönemli arz güvenliğinin güçlendirilmesi politikalarının oluşturulması ve gerçekleştirilmesinde Türkiye’nin Hazar Havzası, Orta Doğu ve Güney Akdeniz enerji kaynaklarının AB pazarlarına ulaştırılmasındaki stratejik potansiyel rolü büyük önem taşımakta olup, ülkemizin bu açıdan AB enerji politikaları kapsamında hazır olduğu anahtar rol AB komisyonu yetkililerinin çeşitli uluslar arası platformlarda verdikleri mesajlarda açıkça teyit edilmektedir. Bu husus, AB komisyonunun stratejik önem taşıyan projeler olarak nitelediği ve desteklemekte olduğu somut projeler ile hayatiyet kazanmaktadır.
Bu projeler; Türkiye enerji sektörünün mevzuat ve idari kapasitesinin geliştirilmesi yönünde uyum çalışmalarının yürütüldüğü AB ile fiziksel olarak da entegrasyonun önünü açacaktır.
Dünyanın en önemli ve zengin enerji kaynaklarına haiz bölgeler ve gelişen enerji pazarları arasında enerji koridoru fonksiyonel rolünü ifa edecek donanıma haiz olan Türkiye, bu karakteristiği ile AB’nin işbirliği ve amaç birliği tesis etmesi gereken önemli bir ortağı olma konumundadır.
SAYFA 2 |