|
Önce Yerli Kaynaklar
Bu hükümet döneminde Enerji Bakanlığı’nın sergilediği perspektifte en göze çarpar unsur yerli kaynaklara verdiği önem ve öncelik oldu. Bu önem ve öncelik veriş iki biçimde rol oynadı: Birincisi, yerli kaynakların aranışı ve keşfi çalışmalarında motive edici ve cesaretlendirici bir tutum sergilendi; ikincisiyse, varlığı bilinen yerli kaynakların enerji üretiminde etkin bir biçimde devreye sokulması ve kullanılmasında yönlendirici ve risk alıcı tavır benimsendi. Üzerinde durulacak bir başka önemli gelişme de, yerli kaynakların aranış ve kullanılışında kurumlar arası diyalogun ve koordinasyonun en üst düzeye çıkarılması ve verimliliğin artırılması çabaları oldu.
Yerli enerji kaynakları bağlamında öncelikle kömür, petrol ve doğal gaz arama çalışmalarında olduğu kadar, özellikle su ve rüzgar potansiyeli tespiti çalışmalarında da önemli adımlar atıldı. Petrol ve doğal gaz arama çalışmalarını bir başka özel değerlendirme konusu olarak bir tarafa bırakırsak, kömür rezervlerimizin, rüzgar ve hidrolik enerji potansiyelimizin tespitine ilişkin, ilgili kurumlar arası bir koordinasyon gerçekleştirilerek yeni çalışmalar başlatıldı.
Bilinen mevcut kömür rezerv alanlarına komşu bölgelerden başlayarak yeni kömür rezervlerinin aranması için Enerji Bakanımız sayın M. Hilmi Güler’in bizzat başlattığı ve takip ettiği ‘kömür arama seferberliği’ çalışması TKİ ve MTA’nın yanırsa ilgili bazı diğer kurumlardan (TPAO, ETİ Madencilik, vd.) da uzmanların yer aldığı bir ekiple sürdürülüyor. Daha önceki yıllarda ilişkili alanlarda faaliyet gösteren kurumların (TKİ, MTA, ETİ Madencilik, TPAO, vd.) birbirinden habersiz, birbirinden kopuk ve hatta birbirine özellikle kapalı bir faaliyet sürdürdükleri ve bunun da ciddi bir emek ve ekonomik değer kaybına sebep olduğu biliniyordu. 2003 yılı sonunda teşvik ve organize edilen ve bir koordinasyon içerisinde sürdürülmekte olan çalışmayla kurumlar belki de ilk defa birbirlerine kendi arama arşiv ve birikimlerini açmış oldu. Bu organize müşterek çalışmanın sonuçları önümüzdeki aylarda yavaş yavaş görülmeye başlanacak. Şu anda ülkemizin keşfedilmiş kömür rezervlerinin 8.5 milyar ton civarında olduğu, ancak bu miktarın yeni keşiflerle 15 milyar tona kadar çıkmasının muhtemel olduğu düşünülüyor.
Yerli kaynaklara öncelik ve ağırlık vermesiyle dikkati çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı M. Hilmi Güler Türkiye'deki rüzgar potansiyeli konusunda daha önce yapılmış çalışmanın tatmin edici ve yeterince doğru yönlendirici bir çalışma olmadığında herkes müttefikti. 2003 yılı sonlarında Sayın Enerji Bakanı'nın da yönlendirmesi ve desteğiyle Elektrik İsleri Etüd İdaresi (EİEİ) tarafından ve çok detaylı ölçüm, gözlem, tespit ve değerlendirmeler içeren yeni detaylı Rüzgar Atlası çalışması (REPA -Rüzgar Enerjisi Potansiyeli Atlası- Projesi) başlatıldı. Yapılan bu çalışma Türkiye Rüzgar Atlası olup Türkiye'de yapılan ilk ve tek çalışmadır. Kara, göl ve deniz alanlarını da kapsayacak şekilde Türkiye rüzgar enerjisi potansiyel atlasının geliştirilmesi projenin temel konusudur. Projenin 2006 yılı Ekim ayı itibarıyla hizmete girmesi hedefleniştir. Uzun bir dönem boyu sürecek olan bu çalışmanın Çanakkale – Bandırma - Kuşadası kesimi tamamlanmış ve ilgililerin yararlanmasına açılmıştır. EİE’nin Türkiye’nin potansiyellerini keşfe yönelik yeni başlatmış olduğu bir diğer çalışmaysa MEKDEP (Mini Enerji Kaynakları Değerlendirme Projesi) Projesi. Belediye ve muhtarlıklarla ve diğer mahalli ilgililerle ortaklaşa sürdürülecek olan çalışmalarla ve elektrik enerjisi üretimine yönelik yeni rüzgar, jeotermal ve su potansiyellerinin keşfini amaçlayan bu çalışma da bu yılın (2005) başlarında başlatılmış olan bir projedir. Türkiye genelindeki 11 Hidrometrik Etüt Merkezlerine Hidrolik, Jeotermal ve Rüzgar konularında gelen bilgiler toplanmaktadır.
Enerji politikaları açısından ‘yerli kaynaklara önem ve öncelik verme’ deyişi aslında geniş bir ufka işaret ediyor. Bu ufuk ‘Türk mühendisliğinin potansiyeli’ni keşfini olduğu kadar gelişmesi için fırsat sunma yaklaşımını da kapsıyor. Bu ufku paylaşan TPAO üst yönetimi bir ilk olarak Akçakoca açıklarında gaz keşfi yapılan Akkaya-1 ve Ayazlı kuyularının üzerine oturtulacak üretim platformlarını İzmit’te Türk mühendislere imal ettirtiyor. Borda katma değeri yüksek uç ürünler elde edilmesi için Bor Enstitüsü’nün kurulmasında da aynı ufuk ve özlem rol oynamıştır. Bor Enstitüsü çalışmalarına başlamış, özel sektör ve üniversitelerle işbirliği içerisinde birçok proje üzerinde çalışma başlatılmıştır. Teşvik edici, deneyimi ve bilgi birikimini arttırıcı bu tutumun Avrupa Birliği’ne giriş arifesinde Türk mühendisliğinin kendine güven kazanması açısından önemli bir rol oynayacağı açıktır.
Aslında, Yenilenebilir Enerji Kanununun yasalaştırılması çalışmaları da bir yanıyla yerli olana önem ve öncelik verme tutumunun bir parçasıdır. Bu kanunla bir taraftan elektrik tüketiminde ciddi tasarrufları (ki bu yatırım yapma ihtiyacını daha düşük bir düzeye çekme demektir) sağlayacak olan uygulamalar teşvik edilirken, bir taraftan da elektrik üretiminde yerli tarım ürünlerinden elde edilecek olan biyodizel üretimi teşvik ediliyor.
Yerli kaynaklara önem ve öncelik verme politikasının ekonomik açıdan bir öneme sahip olduğu kadar dışa bağımlılığı azaltma açısından da hayati bir öneme sahip olduğu açıktır. Ve bugün Enerji Bakanlığı izlediği politikalarla yerli kaynakların aranması, keşfi ve doğru bir enerji yönetimiyle kullanılmasına her anlamda ve düzlemde tam destek vermektedir.
Ne denilebilir: ‘Şükür olsun bu sevdayı verene”.
SAYFA 2
|